sevda gencer

ŞİDDETİ OLAĞANLAŞTIRMAK- POPÜLER KÜLTÜR-DİZİ ELEŞTİRİSİ

Tarih: 29.05.2018 15:59

Geçtiğimiz günlerde tiyatro oyuncusu nam-ı diğer Bizimkiler'in eski Şevketi olarak bilinen Cihat Tamer bir açıklama yapmış ve kültürümüzün yozlaştığını, değerlerimizi çabuk tüketen ve mazoşist bir toplum olduğumuzu söylemiş.

Kendisine hak verdiğim bir nokta var ki; evet gerçekten kültürümüz ciddi yozlaşma içerisinde kaybolmakta ve biz değerlerimizi tüketirken bunun bilincini de yavaş yavaş yitiriyoruz...

Çok fazla değil bundan bir 18 sene öncesine gittiğimizde dizi kültürümüzün şekillendiğini görebiliriz. 2000 li yıllar... O zamanlar Deli Yürek dizisi reytinglerin başında yerini alıyor.. Bir dönemin çocukları onun giydiği pardesüleri giyiyor onun gibi yürümeye ve davranmaya başlıyor.. Sonraki yıllar bunu Kurtlar Vadisi izledi.. Tabiki bunlarla sınırlı kalmadı. Kadınlarımız, annelerimiz, ninelerimiz için de gündüz kuşaklarında diziler yerlerini almaya başladı.

Beni Unutma, Beni affet derken bakalım daha neler göreceğiz diyemedik. Çünkü bitmek bilmeyen bir süreçle hala bile izlenen , hala bile çekilen diziler var. bin küsür bölümü çoktan aşan, karakterlerin birbirleriyle sürekli ayrılıp barıştığı, aldatıp sonra tekrar kaynaştığı, şiddetin vazgeçilmez olduğu bir sirkülasyon olarak bugünlere geldiler.

Dizilerin yarattığı algıların boyutu o kadar ciddi ki, kendini polat alemdar sanan nesiller çok uzak değildi... Mekan basan , silah taşımayı maharet sayan racon kesen nesil içimizdeydi !

Polatlar gidiyor neticede , Hızır'lar Yamaç'lar geliyor yerine...

Bizim kültürümüze, dilimize , dinimize hatta aile yaşantımıza tamamen zıt aile yaşantılarıyla, karakterlerle, işlenen konularıyla diziler bambaşka bir zihniyet oluşturuyor.

Nitekim Ufak Tefek Cinayetler izleyen biri aldatmayı AŞK'a dayandırıp mübah sayıyor..

Çukur izleyen göre de Hayatın heyecanı meyecanı ancak dalaşmakla, çatışmakla çıkıyor..

Ve esasında ne oluyor biliyor musunuz ,  biz biz olmaktan çıkıyoruz, şiddetseven, şiddeti aslında hayatın olağanlığı sayan bir nesil oluveriyoruz...

Diriliş Ertuğrul izlerken bıçakla, kılıçla seyrediyor, Arka Sokaklardaki karakterleri gerçekten polis sanacak kadar ileri gidebiliyoruz... Bİze komik gelen bu şeyler esasında toplumun akli dengesinin de acı göstegesi olarak karşımızda...

Tüketiyor,tüketiyor ve yine tüketiyoruz ancak yetmiyor.

Ya trajedi hayatları, ya da şiddetvari insanları alıp evimizin , aklımızın vazgeçilmezi yapıyoruz.

Reyting rekorları kırdırıyoruz.. Sen anlat Karadeniz diyoruz, kadına şiddete hayır diye anca sosyal medya üzerinden tepki gösteriyoruz ancak çocuklarımıza  çukuru, diriliş ertuğrul'u izletmeyi de ihmal etmiyoruz.

Sonuç ta kısır döngüye dönüşüyor... Yamaçlar, Hızır'lar varoldukça, var edildikçe; Nefes'ler, Aliye'ler , Meryem'ler de acı çekmeye, şiddet görmeye devam ediyor.

Dünyada en çok televizyon izlenen ülkelerin başında ülkemiz geliyor. Yapılan araştırmalara göre her gün yaklaşık 4-5 saatimizi televizyon karşısında geçiriyoruz. Ne kadar gurur verici bir tablo değil mi? Çok nadir listelerin başında olduğumuz gerçeğine bakacak olursak...

 

Yorum Yazın

Yorumlar

    İlk yorumu siz yapın